MUHSİN BAŞKANIN 10 KASIM MESAJI
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ölüm yıldönümünde
rahmet ve minnetle anarken, kendimizle bir
muhasebe yapmamız gerektiğine inanıyorum. Çünkü
ülkemizde uluslar arası camiada bu müstesna
devlet adamının yeterince incelenip, anlaşılmadığı,
bu yüzden de hakkında yalan-yanlış yargılara
varıldığı kanaatindeyim. Oysa Atatürk’ün hayatı,
kişiliği ve görüşleri, başta ülkemiz olmak üzere
diğer devlet adamlarına ışık tutacak, yol gösterecek
muhteşem bir hazinedir. O’nu yanlış anlamak veya
görüşlerini saptırmak, tüm insanlık için, özellikle de
bizim için büyük bir hatadır.
Geriye dönüp baktığımda, Atatürk üzerinden siyaset
yapan kişi ve grupların, bir iki slogan peşine takılıp,
olayları nasıl saptırdıklarını görüyorum. Bir yanda,
netleşmemiş “irtica” kavramının peşine takılarak,
dinle ilgili her söylem ve davranışa itiraz eden güya
“Atatürkçü” bir yaklaşım, diğer yanda Batı
değerlerine kul-köle olurcasına saptırılan güya
“Atatürkçü” bir hedef; aslında Atatürk’e yapılan en
büyük ihanet bu tür saptırmalarda aranmalıdır.
Çünkü Atatürk, TBMM’nin gizli tutanaklarında da
gördüğümüz gibi, “Bugün büyük çoğunluğu
emperyalist ülkelerin boyunduruğu altında olan
İslam dünyasının bir gün uyanarak, istiklallerine
kavuşacaklarını ümit etmekle” bahtiyar olduğunu
açıkça beyan edecek kadar İslam dünyasına duyarlı,
Kuran’ın herkes tarafından kolayca anlaşılması için
büyük bir çaba gösterecek kadar samimi bir
Müslüman’dır.
Atatürk’ün Batıcılığı da saptırılmıştır. O, muasır
medeniyet seviyesinin üstüne çıkmayı hedefleyen,
yani Batı’nın vardığı noktayı aşan bir medeniyeti
hedef göstermişti. Doğrusu da buydu. Oysa içeride
bir kısım insanlar, O’nu Batı hayranı olarak
tanıtarak halkından soğutma gayreti içindeyken,
kendi içimizden bir kesim de, Atatürk’ü hiç
okumadan, bu propagandaların etkisi altına girmiş
ve Atatürk’ü kendi değerlerimize yabancılaşmakla
suçlamıştı. Bunda, Cumhuriyet yönetimini içene
sindiremeyen, aşırı tutucu Müslüman-Arap
dünyasının ülkemizdeki propagandalarının da etkisi
olduğu açıktır.
Biz ülkücülerin de, doğal milli liderimiz olan Gazi
Mustafa Kemal Atatürk hakkında olumsuz
propagandalara ve gelişmelere seyirci kalmakla
hata yaptığımızı itiraf etmek isterim. Gençlerimizi
önce komünizm ve kapitalizm tehlikesi hakkında
eğitirken, milliyetçi saydığımız yazar ve
mütefekkirlerin görüşlerine sarılıp, Atatürk’ü sağlıklı
olarak öğretip, inceletmediğimiz kanaatindeyim.
Bugün İslam dünyasının içerisinde bulunduğu acıklı
durum, Yüce Atatürk’ün ne kadar uzak görüşlü
olduğunu, bugünleri o zamandan görebildiğini
göstermektedir. Devletin temellerini Cumhuriyet
üzerine inşa etmesi laik ve üniter devlet yapısını
yerleştirmesi sayesinde ülkemiz, tüm zorluklar ve
yanlış yönetimlere rağmen, her türlü tehlikeye karşı
göğüs gerebilen bir dünya devleti halinde varlığını
devam ettirebilmektedir.
Toplum önderleri olarak bizler, kolaycı ve saptırılmış
slogan Atatürkçülüğü yerine, O’nun çocukluk ve
gençlik yıllarından itibaren yeşermeye başlayan
sağlam ve milli karakterini, devlet adamlığını ve
ülkülerin dayandığı milli temelleri inceleyip,
gençlerimize doğru olarak aktarmak zorundayız.
Atatürk’ü doğru anlayarak yetişen gençlerimizin
dünyadaki her türlü yarışta, onurla mücadele edip,
başarılı olacağına inanıyoruz. Atatürk’ü doğru
anlayan devlet adamı ve siyasetçilerin ülkemizi
emperyalist ülkelerin pençesine terk etmeyeceğini,
dış mihraklarla içli dışlı olmayacağını da
vurgulamak isterim.
Atatürk çizgisinden sapan yöneticilerin, bugün
ülkemizi tehlikeli maceralara ittiğini, ülkemizin
çıkarlarını kendi çıkarları uğruna heba ettiklerini de
üzülerek görmekteyiz. Bu türden siyasilerle
yaptığımız mücadelemizin temel fikri dayanağı,
elbette Atatürk’ün manda ve himaye kabul etmeyen
tam bağımsızlık kavramında saklıdır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ölümünün 68.
yıldönümünde rahmet ve minnetle anarken, bir kere
daha ifade etmek istiyorum ki; iktidarda bulunanlar
gaflet, dalalet ve hatta ihanet içinde bulunsalar
dahi millet olarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin
ülkesiyle ve milletiyle bütünlüğünü korumak,
milletimizin şerefini müdafaa etmek ve Türk
milletinin her türlü emperyalizme karşı direncini
sağlamak ve milletçe onurlu bir şekilde devletiyle
birlikte ebed müddet yaşamasını temin etmek bizim
görevimiz olacaktır.
MUHSİN YAZICIOĞLU

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder